Çalışma gücü, zarar
görenin iş gücünün yani beden ve fikir gücünün, kazanç getirici şekilde
kullanılmasıdır. Bu hususta asıl olan kazancın azalması veya yitirilmesi değil,
çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesidir.
Çalışma gücünün belli
oranda yitirilmesi halinde aynı işin yürütülmesi için daha fazla çaba
harcanması gerekmesi karşılığı olarak ifade edilebilecek olan efor tazminatı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinin 3. fıkrasında
düzenlenmiştir. Çalışma gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi sakatlanmasından
önceki duruma ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarfıyla yaptığı
gereğinden hareket edilerek bu kişinin zararlarının fazladan sarf edilen bu
gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Çalışma gücünün
azalmasında kayıp oranı (efor kaybı) tıbbi kurallara göre 2659 sayılı Adli Tıp
Kurumu Kanunu 16. maddesi gereği 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca çalışma gücü
gerçek kaybı yüzde olarak tespit edilir.
Efor kaybına uğrayanların
bu zararının tespit edilen maddi zararı (efor tazminatı) oluşmasına sebebiyet
veren olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk
ilkelerine göre zararın zarar gören üzerine bırakılmayarak topluma yayılması
adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden efor tazminatının
idare tarafından karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle görevin sebep ve tesiri
ile yaralanan veya sakatlanan veya da zarar gören kamu görevlileri sağlık
yeterliliği açısından “göreve devam edebilir”, “sınıfi görevini yapar” gibi
raporlar alarak görevini icra etseler dahi, beden güçlerini belli oranda
yitirmeleri nedeniyle görevini icra ederken daha fazla çaba harcamaktadırlar.
Bu çabalarının karşılığını efor tazminatı olarak dava yoluna giderek idareden alabilirler.
Kıvanç Hukuk Bürosu
olarak bu durumda olanlara uzman kadromuz ile yardımcı olmaktayız.