İŞ HUKUKUNDA CEZAİ TEDBİRLER

İŞ HUKUKUNDA CEZAİ TEDBİRLER

İş Hukukunda Cezai Tedbirlerin Hukuki Yapısı
İş Hukuku’nda, kanun veya sözleşmelerle getirilen kurallara aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar hukuki ve cezaî niteliğe sahiptir. İş Hukuku’nda Disiplin Cezaları ve İdari Para Cezaları olarak iki farklı cezai tedbir düzenlenmiştir.

Disiplin Cezaları Bağlamında;
İş Kanunu (m.18, m.25, m.38)1 ile Türk Borçlar Kanunu’nda (m.399)2 disiplin cezalarına ilişkin bazı hükümler mevcuttur. İş Kanunu’nda düzenlenen ücret kesintisi ve işten çıkarma yaptırımları dışında, disiplin cezalarının bütününü da içeren genel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle disiplin cezalarının esasları, şartları, sınırları ve yargısal denetimi İş Hukuku’nun genel ilkeleri, toplu iş sözleşmesi ile iç yönetmeliklere konulan hükümler yoluyla belirlenmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin, zararın tazmin edilmesi amacına yönelik imzalandığı, yani salt denkleştirme işlevi olduğu hallerde götürü tazminat olarak kabul edilmesi yönünde ilişkin olarak işveren, belirli şartların varlığı halinde disiplin önlemleri alabilmektedir. Bu türde önlemler, cezaî niteliğe sahiptir.
İşçilere disiplin cezası verilmesi için aranan şartlar kısaca sayılırsa:
 Geçerli bir hukuki dayanağın varlığı,
 Cezanın işyerinin düzenini ve disiplinini sağlamak amacı ile sınırlı olması,
 İşçinin kusurunun bulunması ve kusur ile disiplin cezasının orantılı olması,
 Disiplin cezası öngören hükümlerin kaynaklar hiyerarşisine uygun bulunması, (Örneğin İK 25/II uyarınca işten çıkarma yaptırımına yol açan bir disiplin suçuna, toplu iş sözleşmesi, iş akdi veya iç yönetmelikle daha hafif bir disiplin cezası getirilebilir.)
 Disiplin cezasının uygulanabilmesi için işçinin kusurlu bulunması,
 Hukukumuzda disiplin cezasının uygulanmadan önce kural olarak işçinin savunmasının alınması,

*** Hukuk sistemimizde en ağır disiplin cezasını oluşturan haklı nedenle derhal işten çıkarmalarda dahi işçiye savunma hakkı tanınmadığından diğer disiplin cezalarında iş güvencesine tabi iş ilişkilerinde işçinin davranışı nedeniyle süreli fesihler dışında böyle bir zorunluluğun bulunmadığının kabulü düşünülebilir. Toplu iş sözleşmesi, iş akdi veya iç yönetmelikte disiplin cezası uygulanmadan önce işçiye savunma hakkı tanınmışsa kuşkusuz bu zorunluluğa uymak gerekir. Aksi görüş olarak; Anayasa md. 36 “Hak arama hürriyeti Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” gereğince savunma hakkının verilmesi gerekmektedir.
Disiplin cezasının iptali için işçi tarafından açılacak davada, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Ayrı bir iş mahkemesinin olmadığı yerlerde ise bu dava, iş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme ise Kanunun 6. maddesinde belirtilen mahkemelerdir. Buna göre yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.

İdari Para Cezaları Bağlamında;
4857 sayılı İş Kanunu’nda uyulması gereken hususlar belirtilmiş, bunlara uyulmaması halinde uygulanacak idari para cezasına ilişkin hususa da yer verilmiştir. Buna göre kanunun “İdari Ceza Hükümleri” başlığı altında sekizinci bölümde yer alan, 98-107. maddeleri ile uygulanacak idari para ceza miktarları belirtilmiştir. Ayrıca 108. maddesi ile de “İdari Para Cezalarının Uygulanmasına İlişkin Hususlar” başlığı altında düzenleme yapılmıştır. Örnek vermek gerekirse Eşit Davranma İlkesi, İş Sözleşmesi Yapılmadığında İşçiye Verilmesi Zorunlu Belge, Geçici İş İlişkisi gibi hususlara aykırı davranan işverenlere her yıl belirtilen miktarda idari para ceza niteliğinde yaptırımın yapılması mümkündür.
İdari para cezaları Kabahatler Kanununda düzenlenen para cezaları kapsamına girmektedir. İş Kanununda, idari para cezalarına karşı başvuru yolları özel olarak düzenlenmemiştir. Bu sebeple Kabahatler Kanununun 3. maddesinde ifade edilen, “Bu kanunun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda hüküm bulunmaması halinde uygulanır.” hükmünce idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, Sulh Ceza Mahkemesine başvurulabileceği öngörülmüştür.

0 (506) 851 77 33