MİRASIN GERÇEK REDDİ (REDDİ MİRAS)

MİRASIN GERÇEK REDDİ (REDDİ MİRAS)

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605 ile 618. maddeleri arasında düzenlenmiş bulunan “ Mirasın Reddi “ konusu mirasçının katlanma yükümlülüğünü ortadan kaldırma işlevi gören önemli bir kurumdur. Mirasın reddi müessesesi olağan hayat akışında en kişinin karşılaşabileceği hukuki bir durumdur. Bu sebeple de güncel davalarda en fazla başvurulan maddeleri incelemekte fayda vardır.


Ret Hakkı ( m. 605)

“Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”


Yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilmesi için reddi için ilk ve en önemli şart tam fiil ehliyetinin olmasıdır. Tam ehliyetine sahip olanlar tek başlarına ret hakkını kullanabilirler. (TMK 9-10 maddeleri) Burada, mirasçı olan çocuklar ve sağ olan eşler açısından konuya değinmek gerekir. Çocuk 18 yaşından büyükse kendisi tam ehliyetli olduğundan doğrudan mirasın reddi talebini kendisi yapmalıdır. Fakat mirasçı eksiksiz fiil ehliyetine sahip değilse, örneğin 18 yaşının altında bir çocuksa onun yerine yasal temsilcisi devreye girer; yerine göre, ya doğrudan doğruya hak sahibinin adına hareket eder ya da sahibinin ret işlemine olurunu verir. Velâyet altındaki sınırlı ehliyetsiz kişi bizzat da ret beyanında bulunabilir, fakat bu tarz bir ret açıklamasının hüküm ifade edebilmesi için yasal temsilcisinin izni ya da onayı gereklidir.

Süre (m. 606)

Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”

Ret Hakkının Geçmesi (m. 608)

“Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin miras bırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin miras bırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.”

Reddin Şekli (m. 609)

Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Yetkili ve görevli mahkeme mirasın açıldığı yerde bulunan sulh hukuk mahkemesidir.

En Yakın Mirasçıların Tamamı Tarafından Ret (m. 612)

            En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.”


En yakın mirasçıdan kasıt önemli bir husustur. Eğer mirası ret edenin alt soyu varsa, reddedilen hisse bunlara geçer; altsoyu yoksa, miras bırakanın diğer mirasçılarının hisseleri çoğalmış olur; çünkü, reddolunan miras hisseleri bu durumda onlara geçecektir.


Örneğin, A'nın B, C ve D adlı üç çocuğundan B, mirası reddedecek olursa, C ve D'nin miras payları 1/3'den 1/2' ye yükselir. Buna karşılık reddedenin altsoyu varsa, altsoy ona halef olur. Yukarıdaki örnekte B'nin, E adında bir çocuğu olsa, E, B'ye halef olup ona düşen 1/3 miras payını alır, böylece C ve D'nin miras payları değişmez.


Burada belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus eş, çocuklar, anne ve babanın mirasın reddi açısından en yakın mirasçı olup olmadığı hususudur. Emsal kararlarla eş ve çocukların en yakın mirasçı statüsünde olduğu, anne ve babanın ise böyle bir statüye sahip olmadığı belirtilmiştir.

Y.2. HD 29/11/2011 T. 2011/19315 E. ve 2011/20145 K. sayılı ilamında;

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mirasbırakanın en yakın mirasçıları olan eşi ve çocukları tarafından mirasın reddedildiğinin ve Türk Medeni Kanunun 612. maddesine göre mirasın iflas hükümlerine göre 194 Mirasın Gerçek Reddi Burada en yakın kanuni mirasçılardan kast edilen, mirasbırakanın ölümü üzerine ilk planda ve doğrudan doğruya mirasçı sıfatını kazanan kişilerdir. Sağ kalan eş de en yakın kanuni mirasçı kavramına dahildir.”

Y. 2. HD' nin 2010/2005 E. ve 2011/9477 K. sayılı ilamında;

“Mirasbırakan ..., 25.01.2010 tarihinde ölmüş, eşi ve kızı mirası kayıtsız ve şartsız reddetmişlerdir. Yasal mirasçılardan biri, mirası redderse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi diğer mirasçılara intikal eder (TMK.md.611). En yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK.md.612/1). En yakın kanuni mirasçılardan maksat doğrudan doğruya mirasçılık sıfatını kazanan mirasçılardır. Mirasbırakanın anne ve babası en yakın mirasçılardan sayılamayacağından, ret hükmü sonucu itibariyle doğru olduğundan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.”

TMK. m. 612/1’e göre, en yakın yasal mirasçının tamamı tarafından reddolunan miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmektedir.


Reddin Geri Alınması


Ret yenilik doğuran bir irade açıklaması olduğu için, sulh hakimine ulaştığı andan itibaren hüküm doğurur ve bu andan sonra geri alınamaz. Geçerli olan bir reddin normal şartlarda geri alınması ancak belli şartlar dahilinde mümkündür.


Bunlardan birisi bütün ilgililerin rıza göstermeleri ile ret beyanının geri alınmasıdır.


Geri almanın mümkün olduğu diğer bir durum ise İİK' nın 183. maddesinde bahsedilen haldir. Bu maddeye göre; “Bir tereke 180 inci madde mucibince tasfiye halinde bulunur ve tasfiyenin kapanmasından evvel mirasçılardan biri gelerek mirası kabul eylediğini bildirirse borçların ödenmesi için mirasçının teminat göstermesi mukabilinde mahkeme tasfiyeyi durdurur. ”


Reddi miras, miras hukukunun en önemli hukuki sorunlarının yaşandığı alanlarından biri olduğundan başvurunun bir avukat vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


0 (506) 851 77 33